Bir Davet Yetmez... Ev Sahipliği de Gerekir
Değerli okurlarım, Bugün sizlerle bir kırgınlığımı değil, bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Belki de bu satırlar, gelecekte düzenlenecek etkinliklere küçük de olsa bir katkı sağlar.

VURAL YEŞİLYURT
trtbafra@gmail.com - 05363267627Geçtiğimiz günlerde çok değerli bir dostumun daveti üzerine; sosyal, kültürel ve ekonomik yönünün yanında, sağlıklı beslenme konusunda toplumun her kesimini ilgilendiren güzel bir etkinliğe katıldım. Organizasyon gerçekten emek verilerek hazırlanmıştı. Ancak dikkatimi çeken önemli bir eksiklik vardı.
Etkinlik alanında ne yerel ne de ulusal basının beklenen ölçüde yer aldığını gördüm.
Sonradan öğrendim ki birçok basın mensubu davet edilmiş, hatta bazılarına etkinlik gönüllüleri tarafından da ayrıca ulaşılmış. Buna rağmen katılım oldukça sınırlı kalmış.
Bunun nedenini anlamak için etrafı biraz dikkatle izlemek yeterliydi.
Ağustos sıcağında saatlerce görev yapacak basın mensupları için gölgelik bir çadır, birkaç masa, birkaç sandalye... Belki de hepsi bu kadar.
Çünkü gazeteciler sadece haber yapmak için değil, sağlıklı şartlarda çalışabilmek için de küçük bir ilgi bekler.
Ben de bir gazeteci ve televizyon program yapımcısı olarak ekip arkadaşlarımla birlikte etkinlik alanındaydım.
Yanlış anlaşılmasını istemem.
Beklentim ne özel bir karşılama ne de ayrıcalıklı bir ilgi görmekti. Ancak davet edildiğiniz bir organizasyonda, ev sahibi kurumdan bir kişinin gelip "Hoş geldiniz." demesi bile insana kendisini değerli hissettirir.
Ne yazık ki, televizyon ekranlarından tanıyıp selam veren birkaç vatandaş dışında, organizasyonu düzenleyen sivil toplum kuruluşundan böyle bir yaklaşım göremedim.
Aslında buna da çok şaşırmadım.
Çünkü bazı kurumlarımız, basını hâlâ sadece genel kurul ilanlarını yayımlayan ya da zorunlu duyuruları paylaşan bir mecra olarak görüyor. Oysa basın; toplumla kurumlar arasında güven köprüsü kuran en önemli paydaşlardan biridir.
Bizim kültürümüzde davet etmek kadar, misafiri karşılamak ve onunla ilgilenmek de bir nezaket meselesidir.
Davet etmek kolaydır...
Asıl olan, davet ettiğiniz insanın kendisini orada değerli hissetmesini sağlamaktır.
Basına gösterilecek küçük bir ilgi, aslında etkinliğe gösterilen saygının da bir göstergesidir. Aksi halde ne kadar emek verilirse verilsin, yapılan güzel çalışmalar hak ettiği yankıyı bulamaz. Sonra da aynı yüzler, aynı dostlar, aynı çevre içinde dönüp duran etkinlikler ortaya çıkar.
Bu satırları kimseyi eleştirmek ya da incitmek için yazmıyorum.
Tam tersine, daha güçlü, daha geniş katılımlı ve daha çok ses getiren organizasyonlar yapılmasını gönülden istediğim için yazıyorum.
Çünkü inanıyorum ki bazen en samimi eleştiri, en değerli katkıdır.
Emeği geçen herkese, gönüllülere ve katılım sağlayan tüm misafirlere teşekkür ediyor; bir sonraki organizasyonda basının da kendisini gerçekten davet edilmiş hissedeceği bir ev sahipliği anlayışının hâkim olmasını diliyorum.
Esen kalın...
Davet Ettiniz... Peki Sonra?