
Bir yağmur yağdığında taşların arasından yükselen o mis gibi toprak kokusunu hatırlıyor musunuz? Arnavut kaldırımlı sokaklar, belleğimizde yalnızca eski günlerin manzarasıyla değil, yağmurla toprağın buluştuğu o güzel kokuyla da yer etti.
Doğal taşların yan yana dizilmesiyle oluşturulan bu yollar, Osmanlı döneminden günümüze uzanan bir zanaatın izlerini taşır. Dayanıklı taşlarla örülen kaldırımlar, gerektiğinde sökülüp altyapı çalışmasının ardından yeniden döşenebilir. Adeta bir yapboz gibi… Tarihî sokaklara kattığı estetik de cabası.
Fakat Arnavut kaldırımlarının değeri, yalnızca nostaljisinde ya da görüntüsünde değil. Taşların arasındaki boşluklar ve zeminin doğru hazırlanması, yağmur suyunun yüzeyde birikip hızla uzaklaşması yerine toprağa süzülmesine imkân verebilir. Elbette bu sonuç, taşların nasıl döşendiğine ve alt zeminin yapısına bağlıdır.
Günümüzde beton ve asfaltla kaplanan alanlar çoğalıyor. Yağmur suları da çoğu yerde kanal ve altyapı sistemleriyle derelere, ırmaklara taşınıyor. Böylece suyun toprağa sızma fırsatı azalabiliyor. Oysa su zengini bir ülke olmadığımızı biliyoruz. Yaz geldiğinde susuz kalan bahçeleri, tarlaları ve kuruyan ağaçları gördükçe yağmur suyunun kıymetini daha iyi anlıyoruz.

Dünyanın farklı yerlerinde insanlar, çatılardan akan yağmur sularını depolayarak bahçe sulamada ve çeşitli ihtiyaçlarında kullanıyor. Biz de yerel yönetimler olarak yağmur suyunu yalnızca uzaklaştırılması gereken bir yük değil, değerlendirilmesi gereken bir kaynak olarak görmeliyiz.
Arnavut kaldırımı elbette her yol için tek başına çözüm değildir. Ancak tarihî dokuyu korumak ve yağmur suyunun toprağa ulaşmasını desteklemek amacıyla, uygun yerlerde bu geleneksel kaplama yeniden düşünülebilir. Bunun için eski asfaltın ya da betonun üzerine yalnızca süs olsun diye taş döşemek yetmez. Zeminin ve suyun geçişini sağlayacak altyapının doğru hazırlanması gerekir.
Belki başlangıçta bütçeye bir miktar yük getirebilir. Fakat toprağı, suyu ve şehirlerimizin geçmişini birlikte korumanın da bir değeri var. Çünkü bir şeyin kıymetini, çoğu zaman elimizden çıktıktan sonra anlıyoruz.
Arnavut kaldırımlı taş sokakları anlatan şarkılar boşuna yazılmadı. O taşlarda yalnızca geçmişin izi değil; toprağa, suya ve hatıralarımıza açılan bir yol da var.
Ocağınız şen, ürününüz bol olsun. Kalın sağlıcakla.







