Kovulmanın Kibarcası
Hayat, çoğu zaman bize kelimelerin ardındaki gerçekleri öğretir. Bazı cümleler vardır, ne kadar yumuşak, ne kadar nazik dille söylenirse söylensin; taşıdığı anlam, insanın içini sızlatır.

Tıpkı şu cümle gibi:
“Bize az müsaade eder misin?”
İlk duyduğunuzda basit bir ricadır bu.
Nazik bir ayrılma talebi, kısa bir yalnız kalma isteği gibi görünür.
Ama bu cümle sık sık tekrarlanıyorsa, orada başka bir şey vardır:
Kibarca bir uzaklaştırma.
Sessizce kapıyı gösterme.
Geçenlerde bir arkadaşım anlattı:
Yıllardır görüştüğü, değer verdiği bir dostunun işyerine zaman zaman gider, çay kahve içip sohbet ederlermiş. Fakat her seferinde, dışarıdan biri geldiğinde aynı cümleyle karşılaşırmış:
“Bize az müsaade eder misin?”
İlk zamanlar aldırmamış. “Yoğundur, belki gerçekten işi vardır” demiş. Ama zamanla bu durum sürekli tekrarlanmaya başlayınca içine bir kurt düşmüş.
“Acaba beni aslında istemiyor mu? Yabancılar gelince beni neden hemen gönderiyor?” diye düşünmeye başlamış.
Ve bir gece bu düşünceler onu uykusuz bırakmış.

Çünkü bazı cümleler vardır, insanın içine yerleşir.
Yüzünüze gülümseyerek söylense de kalbinize dokunur.
Kovulmak, her ne kadar kibarca yapılırsa yapılsın, hâlâ bir kovulmadır.
Ve insan, bunu fark ettiğinde ister istemez kendini sorgular:
Ben bu ilişkide gerçekten değer görüyor muyum?
Burada mesele bir kez, iki kez söylenmiş olması değil.
Mesele, bu davranışın bir alışkanlığa dönüşmüş olması.
Eğer bir insan sizi her gelişinizde kibarca yolcu ediyorsa, aslında sizin varlığınıza sadece belli bir sınıra kadar tahammül edebiliyordur.
Ve bu sınır, gerçek dostlukla bağdaşmaz.
Çünkü dostluk, misafiri geldi diye seni gözden çıkarmaz.
Dostluk, kim gelirse gelsin seni kenara itmez.
Gerçek dost, seninle geçirdiği zamanı, seni kimseyle değiştirmez.
Bu yazıyı okurken belki siz de düşündünüz;
Belki siz de bu cümleyi çok duydunuz:
“Bize az müsaade eder misin?”
Eğer öyleyse, kendinize şu soruyu sorun:
Ben bu ilişkide gerçekten var mıyım, yoksa sadece boşluk dolduran biri miyim?
Çünkü bazen en büyük hakaretler, en kibar cümlelerin içine gizlenir.
Unutmayın:
Kibarca dışlanmak da, sessizce itelenmek de bir tercihtir.
Ve sizin de bir tercihiniz olmalı.
Ya bu insanlara mesafe koyarsınız, ya da aynı aynada onların kendini görmesini sağlarsınız.
İçten içe yara almaktansa, açık açık konuşmak her zaman iyidir.
Çünkü dostluk, ancak dürüstlükle ayakta kalır. Esen kalın..





