ÇOCUKLUĞUMUZUN DİLEK TAŞI NEREDE?

Bafra Emirefendi Mahallesi’nde çocukluğumuzun hatırası olan Dilek Taşı artık yerinde yok. Selvi ağacının yanında yıllarca duran bu taşın kaybolması, aslında Bafra’nın hafızasından eksilen bir parçayı da anlatıyor.

YAŞAM Yayın: 24 Eylül 2026 - Perşembe - Güncelleme: 24.09.2026 11:24:00
Editör - Vural Yeşilyurt
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Bazı yerler vardır, önünden geçip gidersiniz.

Bazı yerler ise sizi yıllar öncesine götürür.

Bafra’nın Emirefendi Mahallesi’nde bulunan Şeyh Emir Efendi Hazretleri Türbesi de benim için böyle bir yerdir.

Ne zaman o bölgeden geçsem, gözümün önüne çocukluğum gelir.

1970’li yıllarda bugün türbenin bulunduğu alanın çevresi mezarlıktı. Şeyh Emir Efendi Hazretleri’nin mezarının yanında büyük bir selvi ağacı, selvi ağacının dibinde ise bizim çocukluk dünyamızda çok önemli bir yeri olan bir taş vardı.

Biz ona “Dilek Taşı” derdik.

Arkadaşlarımızla gelir, yerdeki küçük yassı taşlardan birini alır, Dilek Taşı’na sürerek yapıştırmaya çalışırdık.

Bir de dileğimizi tutardık:

“Bu yıl sınıfı geçecek miyim?”

Küçük taş büyük taşın üzerinde kalırsa sevinirdik.

“Tamam, sınıfı geçiyoruz!”

Taş yere düşerse yüzümüz asılırdı.

Çocukluk işte...

Yaşımız biraz ilerlediğinde dileklerimiz de değişmeye başladı.

“Acaba sevdiğim kız beni seviyor mu?”

“Onunla evlenebilecek miyim?”

Bugün bunları düşündükçe insanın yüzünde ister istemez bir tebessüm beliriyor.

Ne kadar safmışız.

Ne kadar küçük şeylerle mutlu olurmuşuz.

MEZARLIK KALKTI, HATIRALAR KALDI

Emirefendi Mahallesi’ndeki eski mezarlığın, 1973-1977 yılları arasında Bafra Belediye Başkanlığı yapan merhum  Duha Sertkaya döneminde kaldırıldığı anlatılır.

İlçenin gelişmesi ve imar çalışmaları kapsamında bölgedeki mezarlık kaldırılarak şehirleşmeye açıldı.

Mahalle sakinlerinden yıllardır dinlediğimiz bir rivayete göre ise mezarlığın kaldırılması sırasında kullanılan dozer ve greyderler, Şeyh Emir Efendi Hazretleri’nin kabrinin bulunduğu bölgeye geldiklerinde sık sık arıza yapmış.

Bunun üzerine Şeyh Emir Efendi Hazretleri’nin kabri, yanındaki selvi ağacı ve Dilek Taşı yerinde kalmış.

Bu anlatının ne kadarı belgeli tarih, ne kadarı yöresel rivayettir, bunu tarihçiler araştırabilir.

Ama benim kendi gözlerimle gördüğüm bir gerçek var:

Dilek Taşı uzun yıllar oradaydı.

Hatta daha 5-10 yıl öncesine kadar selvi ağacına dayalı vaziyette duruyordu.

TÜRBE 1995 YILINDA YENİDEN YAPILDI

Şeyh Emir Efendi Hazretleri’nin kabri, 1995 yılında dönemin Bafra Belediye Başkanı merhum Hasan Aslan’ın müsaadesiyle, Hacı Ayşe ve Hacı Adem Bircan çifti tarafından betonarme olarak yeniden düzenlendi.

Bugün türbe, Bafra’dan ve çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların ziyaret ettiği manevi mekânlardan biri olmayı sürdürüyor.

İnsanlar burada dua ediyor, geçmişlerini yâd ediyor ve manevi huzur arıyor.

Türbenin bakımı ve temizliği de yöredeki hayırseverler ve Emirefendi Yardımlaşma Derneği tarafından gerçekleştiriliyor.

ŞİMDİ YERİNDE YOK

Geçtiğimiz günlerde çocukluk hatıralarımın peşine düşüp Dilek Taşı’nı yeniden görmek istedim.

Baktım...

Aradım...

Ama taş yoktu.

Selvi ağacı orada.

Şeyh Emir Efendi Hazretleri’nin türbesi orada.

Fakat çocukluğumuzun Dilek Taşı yerinde değil.

O an kendi kendime sordum:

Dilek Taşı nereye gitti?

Kim kaldırdı?

Başka bir yerde muhafaza mı ediliyor?

Yoksa fark edilmeden kaybolup gitti mi?

Bilmiyorum.

Belki birileri biliyordur.

Belki eski Emirefendi Mahallesi sakinlerinden birinin hafızasında bunun cevabı vardır.

Belki de bir evin, bir arşivin köşesinde o taşa ait eski bir fotoğraf duruyordur.

BİR TAŞTAN FAZLASIYDI

Şimdi birileri;

“Alt tarafı bir taş...” diyebilir.

Evet, belki tarihi eser değildi.

Belki maddi olarak hiçbir değeri de yoktu.

Ama şehirlerin hafızası yalnızca tarihi konaklardan, camilerden, köprülerden ve meydanlardan oluşmaz.

Bazen bir çeşme...

Bazen bir ağaç...

Bazen eski bir sokak...

Bazen de çocukların başında hayaller kurduğu sıradan bir taş, o şehrin hafızasının parçası olur.

Bizim kuşağımız için Dilek Taşı da böyleydi.

O taşta sınıfı geçme heyecanımız vardı.

İlk gençlik hayallerimiz vardı.

Arkadaşlarımız vardı.

Çocukluğumuz vardı.

Aradan yarım asra yakın zaman geçti.

Bafra büyüdü.

Sokaklar değişti.

Binalar değişti.

Bizler büyüdük.

Çocuklarımız, torunlarımız oldu.

Ama insan bazen çocukluğundan kalan küçücük bir şeyi yeniden görmek istiyor.

Dokunmak istiyor.

Hatırlamak istiyor.

Ben de Dilek Taşı’nı yeniden görmek istemiştim.

Bulamadım.

Şimdi bu köşeden bir soru bırakıyorum:

ÇOCUKLUĞUMUZUN DİLEK TAŞI NEREDE?

Bir yerde muhafaza ediliyorsa tekrar selvi ağacının yanındaki eski yerine konulamaz mı?

Hiç değilse hikâyesi yazılarak gelecek kuşaklara anlatılamaz mı?

Belki bu yazıyı okuyan bir hemşehrimiz bize cevap verir.

Kim bilir...

Belki de yıllardır aradığımız çocukluk hatıramız yeniden ait olduğu yere döner.

Çünkü bazen kaybolan yalnızca bir taş değildir; bir şehrin hafızasından da küçük ama kıymetli bir parça eksilir.

Vural Yeşilyurt

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.