30 Kasım 2025 - Pazar

Çocukluğumun Pazar Günleri

Merhaba sevgili okurlarım… Bazı anılar vardır ya, insanın kalbinde değil, tam göğsünün ortasında saklanır. Dokununca acıtır, hatırlayınca ısıtır… İşte benim için çocukluğumun Pazar günleri tam da böyle.

Yazar - VURAL YEŞİLYURT
Okuma Süresi: 3 dk.
VURAL YEŞİLYURT

VURAL YEŞİLYURT

trtbafra@gmail.com - 05363267627
Google News

İnsan yaş aldıkça anlıyor geçmişin kıymetini…
Bugünün gürültüsü içinde kaybolurken, birden bire bir koku, bir ışık, bir ses insanı geri götürüyor ya; işte ben her hatırlayışımda iç çekerek dalıyorum uzağa. Ne kadar tutmaya çalışsam da gözlerime dolan yaşlar kendini belli ediyor. Meğer ben, özlemek denen o ince sızıya yıllardır tutsakmışım da farkında değilmişim…

Elektriğin her eve düşmediği, gazyağı lambasının titrek ışığında gölgelerle yarışarak ders çalıştığımız günleri özlüyorum…
Sokakta saatlerce oynayıp akşam olunca yorgunluktan gözkapaklarımızın ağırlığa yenildiği o saf, o sade güzelliği özlüyorum.
O zaman erken yatmanın bir zorunluluk değil, bir huzur olduğunu özlüyorum…

Ama en çok…
Pazar günlerini özlüyorum.

Mahallenin büyük ablaları, büyüklerimiz bizi gazete almaya gönderirdi.
Gazeteler o zamanlar bir kültürdü, bir bekleyişti. İçindeki kuponlar, yemek tarifleri, ince ince işlenmiş oyalar, kazak örnekleri, hepsi bir emeğin, bir sabrın parçasıydı.

Ama asıl heyecan…
Bir hafta boyunca beklenen o fotoromanların “devamı haftaya” diye biten o son karesiydi.
Gazeteyi elimize alır almaz kokusunu içine çeken, kapıda bir çocuğun koşarak gelişini bekleyen ablalarımız vardı.
O taze baskı kokusunu hâlâ burnumda hissediyorum…
Sanki bugün bile gazeteyi açınca o yılların sesleri kulağıma doluyor:
Annelerin çay koyma sesi…
Babaların sandalyesini çekişi…
Kardeşlerin okuma sırası kavgası…

O günlerde, Pazar sabahları bütün ev aynı ritimde nefes alırdı.
Gazete, yaş sırasına göre dolaşır, herkes kendi köşesini okur, sonra evin içinde yayılan o mis gibi sessizlik kalırdı.
Kimse telefonuna bakmazdı.
Kimse bir yerlere yetişmezdi.
Kimse bir şey kaçırma telaşında değildi…

Belki de en çok bunu özlüyorum:
Hiçbir şeyin acelesi olmadığı günleri…

Zaman değişti, hayat değişti, biz değiştik.
Pazar günlerinin o masum alışkanlığı teknolojiye yenik düştü.
Ama yine de her Pazar bir gazete alırım… Bayiden mi, marketten mi fark etmez.
Belki de kaybettiğim bir parçayı her hafta yeniden buluyormuşum gibi gelir.
Belki de o küçük çocuk hâlâ içimde yaşıyordur da ben onu kaybetmemek için tutunuyorumdur.

Şimdi o günleri yaşayan yaşıtlarıma sesleniyorum:
Ben o eski Pazarları hâlâ özlüyorum… Hem de çok.
Peki ya siz?
Siz özleminizi nereye saklıyorsunuz?..

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları