Vural Yeşilyurt sordu, iş insanı Ahmet Kocabaş anlattı…
İstanbul’da onlarca insana iş ve aş imkânı sağlayan Bafralı iş insanı Ahmet Kocabaş, çocukluk yıllarına uzanarak Sele-Sepet Top Kandil Şenlikleri’ne dair hatıralarını gazetemize anlattı.

Heyces&Newces Yönetim Kurulu Başkanı ve Samsun Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu (SAMKON) Genel Başkan Yardımcısı olan Kocabaş, doğup büyüdüğü Bafra’nın Gökçeağaç Mahallesi’nde yaşadığı o unutulmaz geceleri samimi ifadelerle paylaştı.
– Sele-Sepet sizin için ne ifade ediyor?
Sele-Sepet bizim çocukluğumuzun en saf, en heyecanlı gecesiydi. Ramazan’ın 14’ünü 15’ine bağlayan o geceyi günler öncesinden beklerdik. İftardan sonra köy meydanındaki okulumuzun bahçesinde toplanır, gazyağı lambalarımızı, lükslerimizi ve el fenerlerimizi yakardık.
– Hazırlıklar nasıl olurdu?
İki-üç gün öncesinden başlardık hazırlığa. Çuval ve torbalarımızı ayarlardık. Zeytinyağı tenekelerinden ya da büyük karton kutulardan davullar yapardık. Çocuk aklı işte… Ama heyecanımız büyük olurdu. Kapı kapı dolaşır, şu maniyi söylerdik:
“Sele sepet top kandil,
Aç kapıyı biz geldik,
Ayda yılda bir kere kapınıza;
Şeker, un, yağ almaya geldik.”
Ev sahipleri de bizleri kırmaz, un, şeker, yağ verirdi.
– Toplanan malzemelerle ne yapardınız?
Müsait olan bir arkadaşımızın evine giderdik. Topladığımız un, şeker ve tereyağıyla un helvası yapılırdı. O tereyağının kokusu hâlâ burnumda. Hep birlikte yer, paylaşmanın mutluluğunu yaşardık. Sadece kendimiz için değil, köydeki yaşlılara ve maddi durumu iyi olmayan ailelere de ikram etmeyi ihmal etmezdik.
– O geceler nasıl biterdi?
Bilmeceler sorulur, fıkralar anlatılır, hikâyeler paylaşılırdı. Yorulurduk ama mutlu olurduk. Uyumadan önce aklımızda hep bir sonraki yılın Sele-Sepet’i olurdu.
– Bugün aynı heyecanı görüyor musunuz?
Maalesef köylerde eski coşku yok denecek kadar azaldı. Ancak bu kültürel mirasın yaşatılması için Bafra Belediyesi önemli çalışmalar yapıyor. Düzenlenen Geleneksel Sele-Sepet Top Kandil Şenlikleri sayesinde çocuklarımız bu geleneği tanıyor, büyüklerimiz o eski günleri yeniden yaşıyor.
Başta Hamit Kılıç olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
“Allah razı olsun”
Kocabaş, sözlerini şu dua ile tamamladı:
“Bu güzellikleri bizlere yeniden yaşatırken yeni nesillere aktaran herkesten Allah razı olsun. Ramazan ayında tuttuğumuz oruç ve yaptığımız ibadetleri Cenab-ı Hak kabul ve makbul eylesin. Allah’a emanet olunuz.”
Memleketinden kopmadığını belirten Kocabaş, her fırsatta Bafra’ya destek olmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:
“İnsan nerede yaşarsa yaşasın, köklerini unutmamalı. Biz Bafralıyız. Toprağımızın kıymetini biliriz. Sele-Sepet sadece bir şenlik değil; kültürümüzün, geçmişimizin ve kardeşliğimizin simgesidir.”
Sohbetin sonunda gençlere de seslenen Ahmet Kocabaş, “Hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Ama hayallerinizi büyütürken doğduğunuz toprakları da unutmayın” mesajını verdi.




